|
|
|
 
 
(`'•.¸(`'•.¸(`'•. .•'´)¸.•'´)¸.•'´)
TADEV LASYU
(¸.•'´(¸.•'´(¸.•''•.¸)`'•.¸)`'•.¸)
(`'•.¸(`'•.¸(`'•. .•'´)¸.•'´)¸.•'´)
«««TADEV LASYU»»»
(¸.•'´(¸.•'´(¸.•''•.¸)`'•.¸)`'•.¸)
 
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan Benimle meydan oku her çaresizliğe...
 
 
HeRŞeY GöNLüNüZCe oLSuN...

|


 
 
BEN SENİ HİÇ SEVMEDİM Kİ!..
BEN SEVDİMMİ ADAM GİBİ SEVERİM!!!
|
,
|
Yıllar önce kırık bir yeminle kapattım kalbimin kapısını kimselere açmadım senden önce... Ne rüzgarlar, ne fırtınalar dayandı kapıma, inat ettim açmadım... Koca, koca kilitler vurdum, arkadan sürgüledim iyice, hiç kimse giremesin diye... Kızgın yıldırımlar düşürdüler üzerime, yıldırımları yaktımda, kapımı açmadım... Sonra sen geldin, kapıma dayandın ben yine hırçındım, yine inatçı... Ama nerden bilebilirdimki, benden daha inatçı çıkacağını... Sen güneşi getirdin avuçlarında, ben yağmur oldum inadına... Ama sen yılmadın, güneşi göğsüne sakladın bense bütün hırçınlığıma rağmen
|
güneşi ıslatamadım... Yağmur dindiğinde sen, göğsünden güneşi çıkardın, bana uzattın ve gülümsedin... Avuçlarını açtığında şaşırdım çünkü, rengarenk bir gökkuşağı, gözlerimi kamaştırmıştı... Unutmuşum işte, yağmurdan sonra güneşle beraber gökkuşağı çıktığını... Ve ben gökkuşağı çıkınca anladım, fırtınalardan ne kadar usandığımı... Sen güneşinle, gökkuşağınla erittin, kırdın bütün kilitleri hoyratça değil, usulca girdin yüreğime oysa ben kalbime girmene izin vermemiştim... Aslında sen izin bile istemedinki bunun için sana kızmam gerekirdi, kızamadım... Ben bile kendime şaşırdım bütün hırçınlığımı, inadımı yok etmiştin sanki nasıl olduğunu bir türlü anlayamadım sonra aşkı hatırladım,
ve anladım... Hemen kapıları kapadım, ve duvarlar ördüm ardı ardına... Şimdi yine kilitli kalbim, yine kilitli kapılarım ama üzülme artık yüreğimde sen varsın.. |
     
TADEV LASYU
|
      
| |
.
|
SU OLDUĞUNU DÜŞÜN
Sen şimdi "su olduğunu" düşün... Bir an için sen su olduğunu düşün.
Su denli özel, su denli yararlı ve su denli çok, tükenmez...
İnanıyorum ki gerçekten de öylesin.
Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ,
ister nehirler dolusu ak;
dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın.
Yani seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın...
Unutma daha çok bağırdığında
daha çok dinlenmezsin,
gürültünün parçası olursun yalnızca!..

Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir.
Çünkü; "Su nasılsa burada, gerek yok ki
suyu kana kana içmeye" diye düşünürler... Tıpkı, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!.. Ormandaki hiçbir hayvan,
ırmağın gürültüler koparan yerinden
su içmeye çalışmadı şimdiye dek.
Hepsi, hep sabahın en sakin anını bekledi;
suyun durgun yerlerini bulabilmek için, Gittiler ve sakin sakin gereksinimlerini giderdiler.
Onlar için en uygun olan kendi istedikleri zamanda.
Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez... Ve su gibi yaşam kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol. Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!..

Suysan tarlalarını basma insanların,
yuvalarını yıkma,
ocaklarını söndürme; sana "felaket" denmesin!
Suysan bir bardağa sığabil ki damarlara girebilesin!.. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi yararlı,
su gibi gerekli ve
su gibi bitmez tükenmez olduğunu da unutma.
Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi,
su gibi "kıyametler koparıcı" olabileceğini de unutma...

Vadiler varken önünde ve ovalar varken,
yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini
ve bardaklara bölebiliyorsan, yaşam verirsin çevrene. Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan
ve kaçılan olursun seller, afetler gibi.
Tercih elindeydi hep ve hep de "senin ellerinde" olacak... Ya tutmayı öğreneceksin dilini
ya da hiç durmadan konuştuğun için,
yalnızca bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi
olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara!
Ama yapman gereken şu değil mi?
Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini,
kimin anlayıp anlamadığını.
Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini... Hatta anlayanların anladıklarının da
senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin...
Konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek,
en az ama en uygun sözcükleri seçmeye çalışacaksın...
Yolcuların, önceden aldıkları biletleri
ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek,
zaman yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede
hazır olmaları gibi, sen de fikrini bildireceğin kişinin
"kıyıya yanaşmasını" bekleyeceksin!.. Demeyeceksin :
"Ben canım isteyince giderim iskeleye,
vapur da o saniyede gelmek zorunda!.."
Demeyeceksin:
"Ben aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek,
anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!.." "Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın,
ama maalesef değil...
Ağzını açıp "Şelaleden dökülen suyu"
içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?.. Ya da önüne çıkan ağaçları bile sürükleyen bir selden
susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü?
Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler;
beyni olan her canlı gibi!..

Hadi... Sen şimdi "su olduğunu" düşün
ve kendini "su gibi" hisset... Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi yaşam kaynağı ve su gibi bitmez
tükenmez olduğunu anımsa... Ama yine su gibi "bir küçük bardağın içine"
sığdır ki kendini ,
girebilmeyi öğren insanların damarlarına. Yaşam ver... Vazgeçilmez ol!..
SELAM VE DUA İLE
ALLAHA EMANET OLUN
KARDEŞLERİM
TADEV LASYU | | | | | | |
0'∂αη σηυηℓα вαşℓαяѕıη нαуαтα, !.... 1 вαкмışѕıη gιяινєямιş нαуαтıηα, !...... 2 ∂є вιя ∂üşüνєяιя αкℓıηα, !...... 3 güηℓüк ∂üηуα∂α тєк zєνкιη∂ιя αѕℓıη∂α, !.... 4 ∂öятℓüк gє¢єя zαмαηıη σηυηℓα, !........ 5 ναкιт ηαмαzα уσктυя вυ вαğℓıℓıк, !....... 6 üѕтü вι ιηѕαη αѕℓıη∂α, !...... 7 ¢ιнαη∂α уσктυя σℓαη ση∂α, !..... 8 кöşє σℓυяѕυη кσηυşυякєη σηυηℓα, !...... 9 ∂σğυяυяѕυη göяємєуιρ кσηυşαмαуıη¢α, ! ..... 10'υ ѕєνєяѕιη çσк ѕєνєя"ѕ"ιη... ! .....

GüzeL hayaLLeR kuRmuŞtum "SANA" daiR.. Sevdiğin olacağın günü bekLedim,, Canın oLacağım günü.. BeLki nefesin oLacaktım; SEN bittiğinde BENDE [bitecektim].. Ya da [qamzeLerin] oLacaktım.. HeR güLdüğünde ben doğacaktım tatLı tebessümLü yüzünde .. oysa Şimdi; Sadece aRkadaŞın ya da dostun ..! İmkansız oLmayan biR sevda'yı [imkansız] haLine qetiRdin .'! MutLu oLmam geRekiyoRdu bu sevda'da ! Seni bana böyLe anLatmıŞLaRdı çünkü.. Sevdiğini ağLatmaz,,yüRekLi demiŞLeRdi.. Sen sevmedin mi ki beni.. Ondan mı ağLattın ! Sevda'na Şans veRecek demiŞLeRdi..! UmutLandıRmıŞLaRdı [BENİ] .. Neden dedikLeRi oLmadı ! Neden bunLaRın hiçbiRini göRmedim [SENDE] ! YaRaLıydım zaten ben,,öyLesine deRin yaRaLaRa sahipti ki Şu güçsüz [YÜREĞİM].. Senden yaRaLaRımı [sarmanı] bekLeRken , Neden [YARALARIN EN BÜYÜĞÜNÜ AÇTIN]... ÖLümLe yaŞam aRasındaki ince çizgide cambazLık yapmama neden oLdu o yaRa.. [SENDEN] bana kaLan tek iz'di .. GüzeL hiçbiR Şey yaŞanmadı ki izi kaLsın.. Ben hayaL etmedikLeRi mi yaŞadım ! KİM ÜZGÜN OLMAYI HAYAL EDERDİ Kİ? [ÖfkeLiyim] [SANA] [GaMZeLiM] .. Eskiden yoLLaRa öfkeLi oLuRdum ! YoLLaR izi veRmiyoR [BİZE] deRdim.. YoLLaR kadaR [sende] SUÇLUSUN ! [ÖFKEM] vaR [SANA],, [TUTKUM] olduğu gibi ..

ѕєηιηℓє уαηℓιz кαℓ∂ιgιмιz σ güηℓєяι gєяι ιѕтιуσяυм
вιя нαуαℓ вιℓιуσяυм αмα
вєη ѕєηι ιѕтιуσяυм...!
  Sensizliğe İsyan Ederken Seninle Olduğum Günleri Hatırlıyorum Hani Söz Vermiştik Hani Ayrılmayacaktı Hani Ölüm Ayıracaktı Bizi Hani Verdiğimiz Sözleri Kalpten Söylemiştik Sen Beni Bırakıp Gittin sen beni sensizliğe sen beni sessizliğe mahkum bıraktın ben şimdi usulca köşeme çekildim Senin Hayalinle Avunan Sadece Senin İçin Hiç Olan Biriyim Sen Beni Düşünürken Hiç Ağladınmı Sen Benimle Olduğun Günleri Hatırlarken Hiç Kalbin Acıdımı Ama Benim Acıdı Gözlerim Ağladı İsyanına İsyan Ekledi Ama Hala Dim Dik Ayakta Duruyo Neden mi? Bir Gün Bana Geri Dönmek İstediğinde Senin Kalbime Çektirdiğin Acıyı sana çektirmek için ayakta duruyo İsyan Ettiğim Günlerin Acsını Sana Tattırmak İçin Ayakta Duruyo Sakın İçime Sorma Seni Sakın İçime Sorma ...!
|
|
|
 Gel benim ruhumun gercek sesi gel! Yıllardır sönmeyen alevim.korkum Gel benim ömrümün hikayesi gel Şiirim,sonsuzum,gercegım,zorum Gökle yerin birleştiği kavşakda Seni bulupbulup kaybediyorum.
İlkin rüzgâr değil sanki nefesti, Bir kez başlayınca estikçe esti... Sonra bir upuzun karanlık bastı. Sürdü hep aynı düş, hep aynı yorum Şimdi duraklarda her akşam üstü Seni bulup bulup kaybediyorum.
Yitiksin baharlar, güzeller içinde Resimler, baharlar, sözler içinde. Bazen bir iz görüp izler içinde Cevap umuduyla titriyor sorum. Sonra en tanıdık yüzler içinde Seni bulup bulup kaybediyorum...
Merhametsiz karanlık içindeyim Ne zaman güneş doğacak bilmiyorum Mavi denizlere mor dağlara karşı Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum
 Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum Bütün şarkılar gibi kederli Sokaklar, caddeler, evler bomboş Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi
Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi Akıtır taşa, toprağa kanımı Dünya seninle aydınlık ve güzeldi Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı
Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı Yanmaz elinin değmediği ışıklar Gel, o şarkıyı beraber söyleyelim Tut ellerimden beni aydınlığı çıkar
Tut ellerimden beni aydınlığa çıkar Yumdum gözlerimi seni düşünüyorum Mavi denizlere, mor dağlara karşı Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum

|
| |

|
|
-
-
-
Tutuğunduğun sağlam dalı kesmeyi Çok iyi halletin beni üzmeyi Oturduğum yerden bu ilişki Bitirecek güç yok güzelim

-
-
-
.. . . . . . . . . . . . . . . . . . .* . . . . . . . . . . . . .*. . . . . . . ** * . . . . . . .. . . . . .*** . . * . . ***** . . . . . . . . . . . . .** . . **. . . . .* . . . . . . . . . . . . ***.*. . *. . . . .* . . . . . . . . . . . .****. . . .** . . . ****** . . . . . . . . . . . ***** . . . .**.*. . . . . ** . . . . . . . . . . .*****. . . . . **. . . . . . *.** . . . . . . . . . .*****. . . . . .*. . . . . . * . . . . . . . . . .******. . . . .*. . . . . * . . . . . . . . . .******* . . .*. . . . .* . . . . . . . . . . .*********. . . . . * . . . . . . . . . . . .******* . *** . . *******. . . . . . . . .** . . .*******. . . . . . . . * . . . ******. . . . . . . . * * . . . .***. . *. . . . . . .** . . . . . . . . .*. . . . . * . . . . . . .****.*. . . .* . . . . . *******. .*. .* . . . . .*******. . . *. . . . . .*****. . . . * . . . . .**. . . . . .* . . . . .*. . . . . . **.* . . . . . . . . . . . ** . . . . . . . . . . .* . . . . . . . . . . .* . . . . . . . . . . .*TADEV•.¸¸.•

Yarinimsin
Gunlerim sensiz ,gozlerim seni arar Bir hayalin kaldi simdi gozlerimde butun dostlarim gelmis Seni bana sorar..
 Kimbilir belki yarinlarimsin Belkide ulasilmaz sevdam Gecelerime sakladim seni Birak umudum orda kalsin
 Ruzgar gibi essin sevdam sana Denizlere sor sana olan sevgimi Gecelerim isik olsun sana Dalgara sor sana olan sevgimi..
-
| | |
|
>Bugün ölsem nereye giderim”, diye her mü’minin muhasebe yapması gerekir. >Hayatın akışına baktığımızda mü'minlerin böyle bir muhasebeye yanaşmadığını görüyoruz. Müslümanlar öyle acaibleşti ki, sormayın gitsin. Ne bu hâl, insan anlamakta güçlük çekiyor. >İnanmış insan Cehenneme girmemek için nasıl yaşaması gerekiyorsa öyle bir çizgi takip etmesi gerekir. Canını ve malını Cehenneme girmemek için kullanır. Olması gereken budur. Böyle olması gerekirken bugün bunun tam aksi oluyor. İnsanlar Cehennem’e girmek için canını ve malını veriyor. Paraveriyor Cehennem’e girmek için. >>>Cennet bedava. Cehennem parayla ve ücreti de çok pahalı. Cennet’e girmek için bir tek kuruş ödenmiyor Nasıl mı? >>* Namaz kaç para? Namaz kılmak için para ödemiyorsunuz. >>* Abdest kaç para? Abdest aldığınız için sizden para isteyen yok. >>* Şehadet kaç para? Şehadet getiriyorsunuz diye ücret ödemiyorsnuz. >>* Namuslu yaşamak kaç para?>>* Kur’an okumak kaç para? >>* Terbiyeli olmak kaç para?>>* Şerefli yaşamak kaç para? >>* Günahtan korunmak kaç para?>>Bu özelliklere sahip olmak için hiçbir ücret ödemiyorsunuz. Lâkin... >>* Namussuzluk para? Para ödeyerek şunları yapabilirsiniz.>>* Kumar para >>* İçki para>>* Zina para>>* Şerefsizlik para>>* Haramların hepsi para... >>* Cehenneme giden bütün yollar parayla... >>Birileri parayla Cehennemi kucaklıyor da, bedava Cennet’e gelmiyor. >Cennet’e Cehennem’e inanan kişi hiç böyle hareket edebilir mi? Akıllı ve >imanlı ise etmesi düşünülemez bile.>>İslâm’ın şartları olduğu gibi Cehennem’e girmenin de şartları var. >Cehennem’e girmenin şartlarına bakın:>>Cehennem’e girmek için: >>* İnkârcı olacaksın.>>* Kur’ân-ı Kerîm’i beğenmeyeceksin.>>* Dinin emirlerine karşı geleceksin.>>* ALLAH’ın emirlerini yaşamaya değer görmeyeceksin .>>* Bu asırda Kur’ân-ı Kerîm bizi idare edemez, diyeceksin.>>* İçki, kumar, zina, hırsızlık, hortumculuk günah değil diyeceksin.>>* Fâiz alıp-vereceksin. >>* Rüşvet alıp-vereceksin.>>* Yalan, dedi-kodu, gıybet, iftira, dalga, dubara ile sarmaş dolaş olacaksın. >>* Haram-helâl tanımayacaksın.>>* İnsanları aldatacaksın. >>* Namaz, oruç, zekât gibi ibâdetlerin semtine bile uğramayacaksın. >>* Yetim malını zimmetine geçireceksin.>>* Eline geçen imkânları ve fırsatları har vurup harman savuracaksın; yani >israf edeceksin. >>* Kul hakkını zimmetine geçireceksin. Bu hakla ahirete göçeceksin.>>* Konuştuğun zaman yalan söyliyeceksin. Vaad ettiğin zaman yerine getirmiyeceksin. Sana emanet edilene ihanet edeceksin. >>* Karının, kızının, oğlunun derbeder yaşantısına göz yumacaksın. >>* Menfaatin için mukaddesatını ve mukaddeslerini satacaksın. >>* Kendin ve aile efradın için Müslümanca yaşanacak bir ortam oluşturmayacaksın. >>* Neslin bozulmasına zemin hazırlayacaksın. >>Bunların yapılmadığı bir istisna var mı? Ey Müslüman, senin durumun nedir? >Tedkik ettin mi?
|
|
- Duymuşsunuzdur sizler de, bazı yazılarda hatta dua ve ilahilerde Cenab-ı Hakk'a hitaben şöyle derler:
"Kovma kapından ne olur.." 
Bu söylem benim gücüme gidiyor..Gayretullah'a dokunur diye de endişe ediyorum hep..
 Neden kovsun ki O, kapısına geleni?
Kimi kovmuş ki? Var mı örneği? Yok!
 Ama en büyük günahları dahi işlemiş olsa, boyun büküp af dileyenleri kucağına aldığının örnekleri çoktur.
O, Rahman, Rahim, Vedud olandır..İnsanın fikri bile erişemez yüceliğine..
O'nun sevgi ve şefkatinin yanında insandaki,
okyanuslardan bir damla bile değil..
 O, Kapısına geleni asla kovmaz, boş çevirmez!
 Üstelik -ayetin de işaretiyle- geçmiş günahlarını hasenata çevirir..
Kerim O!..
Kovan-kovacak olan, nefsini ilah edinen Tanrı özentili insandır
ancak.

Ve..

Kovan, kovulmaya layık olandır!
Neden?
Çünkü "Ben!" diyor..
Şeytan da öyle demişti ve ebedi kovulanlardan oldu!..
Çünkü O, "Ben!" diyeni sevmiyor!
"Ben!" diyeni, karşısına dikileni, yaradılmış olduğu halde "İlah" lık taslayanı, boyundan büyük "varlık" iddiasında bulunanı sevmiyor!..
"Sen" misin?!
O zaman kovulmuşlardan ol!
Tâ ki boyun büküp kapıma gelesin ve :
"Ben âcizim sen Aziz'sin..Ben hata ettim sen Rabb'imsin, bağışlayacak ancak Sen'sin!" diyesin.. O zaman kucağıma alırım seni..
Yoksa, tıpkı geçmişte yaptığım gibi, yarattıklarımdan en hor, en hakir gördüğünle, aklına bile gelmeyecek ufacık bir sebeple seni yere serer, tarihin serlevhalarına sonsuza dek "zelil" olarak yazdırırım!
Ve nitekim öyle olmuştur da, hatırlarsak:
Rabbimiz, kendilerini ilah ilan edenleri, yeryüzü firavunlarını, insanların küçümseyebilecekleri cinsten mahluklarla-sebeplerle yerle bir etmiştir hep!
Mesela Nemrut'un hor-hakir görülen bir sinekle ölümü..
Firavun'un hala sergilenen -ayette belirtildiği gibi- cesedi..
Yine hicretteki örümcek ağı, güvercinlerin yuva yapması gibi basit sebeplerle O Kureyş'in Ulu(!)larını es geçen, yerle bir eden, tarihe zelil olarak düşüren O değil mi?..
İbrettir bunlar.
 Kişi "Benim!" dediğinde O'na karşı, ilahlık oynamaya kalktığında, Yaradan onu tahkir eder işte böyle!
Sen de kimsin! En adi gördüğün bir mahlukla-sebeple kahrol!
Ve örnek ol "hisse" alabilen yüreklere çağlarca!
Kovmaz O..
Ne yaparsan yap, ne kadar günah çukuruna batmış olursan ol,
Yeter ki git O'nun kapısına, yeter ki samimi ol..
 Kapılar hep açık.
Ya Veduuuud!.. 
 muhabbetle efendim
ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ
OLSUN İNŞ.
|
|
Bismillahir Rahmanir Rahiym
Elhamdülilllahi Rabbil alemiyn
Ves salatü ves selamü ala seyyidina
Muhammedin ve alihi ve sahbihi
Ecmain
BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR

|
|
Ey Rabbimiz! Nesillerimize inayet eyle, onların imdadına koşmayı bize nasip eyle. Kalbi, gönlü kırıkların, ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşmayı bizlere nasip eyle. Bizleri birbirimize sevdir ve insanca yaşamayı nasip eyle. Kalplerimizi, ayaklarımızı kaydırma.
Ey Rabbimiz! Senden ah-u efgan edip sana dua dua yalvaran, Sana karşı saygı ile dopdolu olan ve Senin yoluna yönelen kalpler istiyoruz. Nefislerimize takva bahşeyle ve onları temizle.
Ey Rabbimiz! Hatalarımızı kar ve dolu suyu ile yıka. Kalblerimizi günahlardan beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi temizle ve bizimle günahlarımızın arasını doğu ile batının arasını ayırdığın gibi ayır.
Ey Rabbimiz! Senden dünya ve ahirette afiyet ve bizden şerri uzaklaştırmanı dileriz. Alem-i İslamı ve bütün insanlığı arzi ve semavi afetlerden koru.
Ey Rabbimiz! Gücümüzün zayıflığını, çaremizin azlığını ve insanlarca önemsenmeyişimizi sana şikayet ediyoruz. Bizi kendi gözümüzde küçük, fakat insanların gözünde büyük eyle.
Ey Rabbimiz! Senden rahmetini celbedecek şeyleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, her türlü günahtan korunmayı, her türlü iyiliği kazanmayı, cennet ve Cemal'inle şereflenmeği ve cehennemden kurtuluşu dileriz.
Ey Rabbimiz! Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızı mağfiret et. Senden işimizde rüşde hidayet etmeni istiyor, nefislerimizin kötülüklerinden sana sığınıyoruz.
Ey Rabbimiz! Bizi yücelt, eksiğimizi- gediğimizi gider, bize rızık ihsan et, bizi salih amellere, güzel ahlaka ilet. Zira bunların salih olanına ancak sen ulaştırır, kötülerinden de ancak sen alıkorsun.
Ey Rabbimiz! Ciddiyetimizi şakamızı, zulmümüzü ve haksızlıklarımızı, hatamızı, kastımızı mağfiret buyur. İtiraf ediyoruz ki bu kusurların hepsi bizde vardır, ihsan ettiğin nimetlerin bereketinden bizi mahrum etme, mahrum ettiklerinle de imtihan etme.
Ey Rabbimiz! Her işimizde esas olması itibariyle dinimizi ıslah et. İçinde geçimimiz olan dünyayı ıslah buyur. Döneceğimiz yer olan ahiretimizi ıslah et. Hayatı her türlü hayırları artırmamıza vesile kıl. Ölümü de her türlü şerlerden kurtulup rahat etmemize vesile yap.
Ey Rabbimiz! Bizi, Seni çok zikreden, Senden çok korkan, Sana çok şükreden, Sana çok itaat eden, Sana karşı içi saygı ve huşu ile dopdolu olan, dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden insanlar eyle.
Ey Rabbimiz! Sana güzelce ibadet etmeyi istiyor, Senden doğru yolda azim ve sadık diller selim kalpler dileniyoruz. Dillerimizdeki düğümleri çöz, onları güçlendir ve istikamet ver. İçimizdeki kinleri, nefretleri ve hasedleri sök al.
Ey Rabbimiz! Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi, fakirleri sevmeyi, bizi bağışlamanı, bize merhamet etmeni ve insanların fitnesini murat buyurduğunda fitnelere düşmeden bizi vefat ettirmeni dileriz.
Ey Rabbimiz! Senden; Senin sevmeni, Senin sevdiklerinin sevgisini ve bizi Senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini dileriz. Senden tertemiz bir hayat, dosdoğru bir ölüm, rezil etmeyen ve ayıpların sayılıp dökülmediği bir dönüş istiyoruz.
Ey Rabbimiz! Senden hidayet, takva, afiyet ve zenginlik istiyoruz. Bize talihsiz ve nankör olmayan, şirkten arınmış, tertemiz kalpler lutfeyle.
Ey Rabbimiz! Bize korkudan öyle bir pay ayır ki; bu sana karşı işlenecek günahlarla bizim aramızda bir engel olsun. İtaatinden öyle bir nasip ver ki; o bizi cennetine ulaştırsın. Yakininden öyle bir hisse lutfet ki; dünyevi musibetlere tahammül kolaylaşsın.
Ey Rabbimiz! Sağ olduğumuz müddetçe; kulaklarımızdan, gözlerimizden, kuvvetimizden, istifade etmemizi nasip et. Aynı şeyi bizden sonra gelecek olan neslimizede nasip et.
Ey Rabbimiz! Bizi; azgın ve mütecavizlere karşı muzaffer kıl. İntikamımızı bize zulmedenlerden al, merhametsizleri bize musallat etme. Bize dini musibet verme. Dünyayı ne asıl gayemiz kıl ne de ilmimizin son hedefi.
Ey Rabbimiz! Düşmanlarımızın ve bizi düşman görenlerin birliğini boz, onların cemaatılarını paramparça eyle, içlerine ayrılık tohumları saç. Birbirlerine karşı kin ve nefret hislerini kamçıla, kurmuş oldukları oyunları ve komploları başlarına geçir. İslam düşmanlarını, bizi düşman ilan edenleri, Senin düşmanlarını ve Kur’an düşmanlarını, kör, sağır ve dilsiz eyle.
Ey Rabbimiz! Bize hile yapanları ve yapmayı düşünenleri, bize komplo kuranları ve kuracak olanları, düşmanlık yapanları ve yapacak olanları, aldatanları ve aldatarak hile yapacak olanları Sana havale ediyoruz.
Ey Rabbimiz! Bizim ve iman ve Kur’an hizmetindeki kardeşlerimizin; istediğimiz ve istemediğimiz, bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün ihtiyaçlarımızı gider ve bütün belaları bizden sav. Dünyanın her yerindeki Senin rızan için hizmet eden kardeşlerimizi bizlerle beraber ihlas-ı etemme muvaffak eyle.
Ey Rabbimiz! Bütün günahlarımızı küçüğünü-büyüğünü, evvelini-ahirini, açığını-gizlisini bağışla. Bize merhamet et, kırığımızı- döküğümüzü sar ve bizi yücelt.
Ey Rabbimiz! Kusularımızı affet, bizi kendine kul kabul et, emanetini kabz-etme anına kadar bizi emanetinde emin kıl. Bizleri cennet ve Cemalinle şerefyad ve serfiraz et.
Ey Rabbimiz! Biz Muhammed ümmetinin dağınıklığını gider, bize birlik ve dirlik ver. Kalplerimizi birbirine ısındır bizleri birbirimize sevdir, bizden bütün şerleri ve zararları uzaklaştır.
Ey Rabbimiz! Bizi idare edenleri hidayet eyle, vatanımız ve insanlarımız için yapmak istedikleri iyi şeylerde yardımcı ol.
Ey Rabbimiz! Ömrümüzün en hayırlı anını son anımız, amelimizin en hayırlısını son amelimiz ve günlerimizin en hayırlısını ise sana kavuştuğumuz gün kıl.
Ey Rabbimiz! Bizi Senin rızana ulaştıracak amellere muvaffak kıl. AMİN bi-hurmeti Seyyid-il mürselin ve bi-hurmeti Ta-Ha ve Yasin ve sallalahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ecmain Velhamdulillahi Rabbil alemin .
Ey Rabbimiz! Tembellikten, fakirlikten, zilletten, miskinlikten, borçtan, ihtiyarlayıp elden-ayaktan düşmekten, günahtan, zenginliğin şerrinden, hayatın ve ölümün fitnesinden, kabir azabından, ateşin fitnesinden, sana sığınırız.
Ey Rabbimiz! Gafletten, küfürden, fısktan, muhalefet edip düşmanlık çıkarmaktan, başkaları duysun ve görsün diye bir şey yapmaktan sana sığınırız.
Ey Rabbimiz! Sağırlıktan, dilsizlikten, delilikten, cüzamdan, alaca hastalığından ve her türlü kötü hastalıklardan, nimetinin zevalinden, afiyetinin değişmesinden, azabının ansızın gelip çatmasından sana sığınırız.
Ey Rabbimiz! Fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve icabet edilmeyen duadan sana sığınırız.
Ey Rabbimiz! İşlediğimiz ve işlemediğimiz amellerin şerrinden, bildiğimiz ve bilmediğimiz şeylerin şerrinden sana sığınırız.
Ey Rabbimiz! Enkaz altında kalmaktan, yukarıdan yuvarlanmak ve düşmekten, boğulmaktan, yanmaktan, trafik kazalarından, her türlü kaza ve belalardan, yılan, akrep vb. şeylerle sokulmuş olarak ölmekten, ve ölüm anında şeytanın çarpmasından sana sığınırız.
Ey Rabbimiz! Huyların, amellerin, arzuların kötülerinden, düşmanın galebesinden ve kulların başımıza gelen kötü şeylerden dolayı sevinmesinden sana sığınırız.
Ey Rabbimiz! Üzüntüden, tasadan, cimrilikten, açlıktan, hıyanetten sana sığınırız. Bize kendimizi bulmayı ilham et, bizi nefslerimizin şerlerinden koru.
Ey Rabbimiz! Bizi fitne-i nisadan koru.
Ey Rabbimiz! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma.Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma, bizi affet, lütfunla kusurlarımızı bağışla, bize merhamet et. Bizim yardımcımız sensin kafir topluluklara karşı bize yardım et.
Ey Rabbimiz! Bizi dini ve dünyevi fitnelerden ve ahir zaman fitnesinden Mesih-i Deccal’ın ve Süfyan’ın fitnesinin şerrinden, dinsizlerin tecavüzünden, münafıkların şerrinden, fasıkların fitnesinden koru.
Ey Rabbimiz! Bizi dalaletten, bid’atlardan, belalardan, kötülüğe sevk eden nefsin şerrinden koru. Bizi bir an olsun nefsimizle baş başa bırakma.
Ey Rabbimiz! Bizi kabir azabından, kıyamet günü azabından, cehennem azabından ve kahrının azabından koru.
Ey Rabbimiz! Bizi gösterişten, başkaları duysun ve görsün diye ibadet etmekten, ameline güvenmekten ve övünmekten koru.
Ey Rabbimiz! Bizi ana-babamızı iman ve Kur’an hizmetinde çalışan bütün kardeşlerimizi, eşlerimizi, çocuklarımızı, mümin dostlarımızı, akrabalarımızı, ecdadımızı ve ahirete intikal eden bütün mü'min ve müslümanları cehennem azabından koru. Affına sığınıyoruz. Bizi her türlü şer, fitne ve azaptan kurtar! Fazlınla ikram eyle .Bütün günahlarımızı bağışla. Ayıplarımız setreyle.
Ey Rabbimiz! Nefislerimize zulmettik, sana isyan ettik, eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan dünyada da ahirette de kaybedenlerden oluruz. Bizi hüsrana uğrayanlardan eyleme. Şeytanın kalbimize girip saptırmasına fırsat verme.
Ey Rabbimiz! Bizi İslam’dan ve Kur’andan ayırma. Bizi daima sırat-ı müstakimde tut. İslâm nurunu söndürmek isteyenlere fırsat verme. Bizim yüzümüzden insanları helak etme. AMİN ve sallalahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve ashabihi ecmain Velhamdulillahi Rabbil alemin

TADEV LASYU
| |
|
AŞK KOKULU GÜLLER
Sevdalar bitmiş olsa da, sır gibi yaşanarak. Aşk kokulu güller, dikeni ile beraber dalında.
Ağır yükü kaldıramaz aşk, boğulsan da sevmelerde. Feryatlar tükenir, yalan aşklarda..
Günahsız sevdalar uzakta. Hasret tenhalarda yaşanır. Arzuyla saran yalnızlık, mor sabahlarda ağlatır.
Vurur derinden geceler. Sürgündür canlar uzaklara. Yasaklar galiptir hayata...
tadev lasyu | | |
|
SANA SIĞINIYORUM RABBİM
*İbret ile bakmayan gözde,
Edep ile konuşmayan dilden,
Şevkat ile dokunmayan elden,
Sana sığınıyorum RABBİM...
*********** ***********
Secdede bükülmeyen dizden,
Aşk ateşiyle yanmayan özden,
Korkundan ürperip terlemeyen tenden,
Sana sığınıyorum RABBİM...
************* ***********
Ahiretini dünya ile satandan,
Şehvetle nefs peşinde koşandan,
Haramdan,gafletten ve riyadan,
Sana sığınıyorum RABBİM.....
************ *************
TADEV LASYU |
|

 Seviyorum seni yalan diyemem Ağlarım artık sensiz gülemem Kalbimde teksin başkasını sevemem Çok seviyorum seni inkar edemem..
 Anlamaya çalış zalim olma Uzaktayım diye beni unutma Geleceğin bir gün gelmez sanma Çok seviyorum seni şaka sanma
 İçtiğim bir sigara gibisin Ateşin dudaklarımı, dumanım gözlerini yakar Ama bir farkımız var sevgilin Sigaramı ben, beni de sen yakarsın..
Gideceksin
 Gözlerimde bulutlar nemlenecek, Aklım yüreğime seni gömecek, Yanağımdan göz yaşım dökülecek, Pişmanlığımda senle gidecek.
 Dağlar bile ağlayacak ardından, Tek umut kalmayacak bana yarından, Sanki kanım çekilecek damarlarımdan, Tamamen yok olacak gözümde zaman.
 Seni arayacağım yollarda her gün, Ağır ağır yaklaşacak gönlüme ölüm, Kalbimde yeşermeyecek başka bir sürgün, Seninle gelecek peşinden zulmüm.
 Bulutlar ağlayacak ardından yine, Yalnızlık çökecek birden sevgine, Karanlıklar dökülecek ak yüreğine, Seninle gidecek bu dünya bile.
Kime Sorarsan Sor

Nasıl sevmişim eğer bilmek istersen kara çarşafla gezen gecelere sor ümidim akarken bozuk para gibi duam tutar diyen şu dilenciye sor.
 Dörtnala girdabında her gün döndürsen yağmurda sel selde kumlar kumlarda ben içimde yağmaktasın görmesen de sen ustura gibi keskin yağmurlara sor.
 En güzel çağım seni anmakla geçti gitgide beyazlandı saçların teli bir yanım kor bir yanım eridi bitti yatırlarda diktiğim tüm mumlara sor.
Kar yağar rüzgar eser güneş yakarmış galaksideki duran yıldızlara sor yerküreyi taşıyan hamal bilirmiş bu yürek ağırlaştı yaşayana sor.
Ateşimsin Sen
sen beni hiç bir zaman hiç sevmedinki o kara günden beri gün görmedimki sensiz bir günüme güneş doğmadıki hayatımı yaktın ateşimsin sen karanlık sokaklardan geçmem birdaha belki senin yüzünden sevmem birdaha son kez geldim sana gelmem birdaha hayatımı yaktın ateşimsin sen kara bulutlar gibi çöktün yüreğime bütün nefretini döktün yüreğime yazık değilmiydi benim sevgime hayatımı yaktın ateşimsin sen
İnsafsızca çattın sen Kızılırmak.
Onu sevenlerin dinmez gözyaşı,
Başına toplandı dostları eşi.
Daha gencecikti onaltı yaşı,
Mehmed’i ne yaptın sen Kızılırmak.
Aylardan temmuzdu günlerden Pazar,
Andıkça o günü yaram hep azar.
Neyleyim yavruma kazdırdın mezar,
Koçyiğidi yuttun sen Kızılırmak.
Nede çabuk geldi acı haberi,
Ne desek faydasız buymuş kaderi.
Bu günde aynısın ezelden beri,
Bozbulanık aktın sen Kızılırmak.
Yeter Dostcemali söyleme yeter,
Evlat ana baba gözünde tüter.
Yazmıyor kalemim sözlerim biter,
Nice canlar yaktın sen Kızılırmak.
Mutluyum
Öylesine bir sevgiyle doluyum ki Nasıl derler hani, alabildiğince Sımsıcak, sarılgan, adet kor alev İçim öylesine fıkır fıkır Öylesine duygu yüküyle dopdolu Anlatması zor, anlaması kolay Adeta yere değmiyor ayağım Ağır gelmiyor bedenim Sadece ama sadece onun varlığı Onun sevgisi, tebessümü Sanki dünyada tek doğru bu duygu O kadar coşkulu ki yüreğim Yerinden fırlayıp kanatlanacak sanki Güç veriyor, yaşama şevki veriyor ruhuma Hiçbirşeye karşı ne bir yılgınlık Ne de korku, kaçış, vazgeçme yok beynimde Üstüne üstüne gidiyorum gerçeklerin Keyif alıyorum seni yaşamaktan Gururluyum seninle olmaktan Mutluyum...
GÖZLERİM AĞLIYOR
Bu gün yine gözyaşlarım durmadan akıyor
Bir türlü susmak dinmek bilmiyor
Yüreğimden o kadar çok ağlamak geliyor ki
Hiçbir şey teselli edemiyor susturamıyor,

Hayata küskün yüzle bakıyorum boş boş
Neden benim yüzüm gülmüyor hep ağlıyor
Ömrüm ağlamak la acıyla geçiyor
Ölüm bile bana uzak duruyor rahatlarım diye

Günahım ne benim hayat çok acı geliyor
Bir gün gülsem sonrası hüsran oluyor
Hep gülmeye hasret kalıyor ömrüm
Acılar peşimi hiç bırakmıyor hep ardımdan geliyor

Bildik bir oyundu bu oynadığımız, Bir daha da oynamak istemiyorum. Kazanan ben olsam da her oyun sonu, Bin kez ebe sen olsan istemiyorum...
Bir yanı yitik hep her yanımızın, Gözlerimiz bile bak, yalan söylüyor. Rengi aynı olsa da her damlamızın Kanımda tek kırmızı istemiyorum...
Miskette senin olsun, toplarda, ip de Hem bizim mahalleli değilsin artık. Oyuncaklar da sende, git oyna işte, Ben seninle oynamak istemiyorum...
Oyundaki kuralı bilmiyormuşum. İlk defa oynamıştım, nerden bileyim? Bir daha deneyecek güçüm yok artık, Çek git artık buradan istemiyorum...
Bir gün bizde büyürüz, süt içmeyiz ki Bir kere ağzı yanan yoğurdu netsin? Sapan taşları bir bir gönlümü deldi, Hayata küsmüşüm ben oyunu batsın.
Artık ben oyunları hiç sevmiyorum, Kimseyle de oynamak istemiyorum...
Hani hasretler yaşanırya Hiç bitmeyen Hani uzun yollar olurya Sonu gelmeyen Hani yuce dağlarda kar olurya Hiç erimeyen İşte ben seni öyle seviyor Ve öyle özlüyorum...
Öyle bir gelmiştin ki bana ne yapacağımı şaşırmıştım tıpkı şimdi ne yapmam gerektiğini bilmediğim gibi. Beni her kötülükten koruyacağına dair söz vermiş gözümden akacak bir damla yaş için neler söylemiştin. O bir damla yaş için akıtana dünyayı dar edecektin. Şimdi gözümden yaşları sen akıtıyorsun hadi dar etsene dünyayı kendine. Edemezsin... Yapamazsın... Sevgi nedir bilmemişsin, hep söylenen sözlerle yaşanır sanmışsın aşkı sevdayı. Ama yanıldın hemde öyle bir yanıldın ki sevgi dilde yaşanmaz. Sevgi en büyük fırtınalara eştir aslında. Bazen öyle fırtınalar eserki yürekten yaşanan sevgiler kurtulabilir sadece bu fırtınalardan. Biz fırtınaya yakalandık ve o fırtına seni de beni de ayrı ve uzak köşelere fırtlattı araya mesafeler kattı. Ve biz artık yok olduk. Gelişin gibi gidişinde farklı oldu. Aniden geldin ve girdin hayatıma en önemlisi de gönlüme. Şimdi ise hayatımdan çıktın ama gönlümden nasıl atarım seni bilmiyorum.Canım acıyor...Kalbimdeki ağrı beni bitiriyor. Gülüyorum ağlamamak için, Mutluluk oyunu oynuyorum sevdiklerimi üzmemek için, Tavrın beni ne kadar kırsada Sana gene de HAYATTA mutluluklar diliyorum. Kapıları kilitledim bir daha açılmamak üzere. Hoşçakal gözümün nuru, Hoşçakal aşkların en güzeli, Hoşçakal son sevdam, HOŞÇAKAL....
,
DOKUNMAYIN
Terk edin artık gidin durmayın aklımın tenhasında Vurmayın yürek çanlarımı Kırmayın kolumu kanadımı Bırakın yakamı unutun Uğramayın semtime Ben ayrılıkların bestekarı Dikenli yoların yorgunuyum Birde siz yormayın Kırmayın dizlerimi Diz çökmekten ayaklarım tutmuyor Birde siz üsteme gelmeyin
Bırakın kurumuşken gözlerime nem düşürmeyin Umutlarıma su serpmeyin kurusun Kuruyanlara dokunmayın El uzatıp da yeşertmeyin Yanan bir dağım Yanaşmayın eteğime Yanmayın benimle Bırakın beni kendimle Bakmayın gidin Giderken ardınıza bakmayın Vurmayın susan yürek çanlarıma Dokunmayın kuruyan yanlarıma
Gece uzunmuş kısaymış Seven ağlarmış gülermiş Hasret yakarmış Dert öldürürmüş Yalnızlık delirtirmiş Sessizlik çıldırtırmış …..miş …..mış Bırakın beni bana Kalayım kendimle baş başa Dokumayın gidin artık Giderken ardınıza bakmayın Öldü mü kaldı mı diye Dokunmayın gidin…
Belki bir hasret gibi içimdesin Sonu gelmez yollar gibi uzaktasın Yüce dağlardaki karlar gibi erişilmezsin Ama ben seni yine de seviyorum Ve öyle özlüyorum..
Hani aklına gelir de Derin bir of çekersin ya Hani anıları hatırlar da İçine tarifsiz bir burukluk çöker ya İşte ben seni öyle seviyor ve öyle özlüyorum.. İşte ben seni böyle özlüyor ve böyle seviyorum Birtanem...
Seninle
Bir ömür seninle başbaşa kalsak Hayatı beraber koşsak ne olur Bütün yıldızları bir bir dolaşsak Zamanı beraber aşsak ne olur
 Şarkılar söylesek aşkın dilinden Nağmeler dinlesek seher yelinden Bahar yağmuruyla duygu selinden Gönül ırmağına taşsak ne olur
 Dudaktan dudağa bir şiir gibi Gönülden gönüle bir nehir gibi Yıldızlara hasret bir şehir gibi Derin uykulara dalsak ne olur
 Kuşlar gibi geçip tüm hudutlardan Selamlar iletsek ak bulutlardan Kovup elemleri şen duygulardan Sonsuz mutlulukla coşsak ne olur
Gelip Bir Baksan
 Hasreti boğan hıçkırıklı sese Bir meltem olup gelsen ese ese Özlem duyduğum şu bitmez hevese Gelip bir baksan,ne haldeyim diye.
  Senden uzakta dertlerle yaşarken; Çırpınır dilim sana haykırırken. Ak mendilime yaşlar dökülürken Gelip bir baksan,ne haldeyim diye.
  Acıya yürek dayanmıyor böyle Dinmez ağrısı nasıl geçer söyle Olmuyor gülüm sabret sen demeyle Gelip bir baksan,ne haldeyim diye.
  Bir gün bu hasret bitecek nasılsa Hak'ka inancım ne kadar asıl'sa. Geçmek bilmeyen her günüm bir yılsa Gelip bir baksan,ne haldeyim diye

YİNE YANLIZIM
Aç kapıyı yalnızlık ben geldim
Boynum bükük ellerim boş
Döndüm dolaştım yine seni buldum
Oysa senden giderken ne çok mutluydum hatırlar mısın?
Kalbim küt küt atardı
Kulaklarım kızarırdı
Sözlerim hep sevdayla ilgili
Yazdıklarım hep onaydı
Şimdi bak halime
Sersefilim
Çaresizim
Ne yapacağımı hiç bilmeden
Döndüm dolaştım seni buldum
Bilirim sen beni atamazsın
Terk edip gitmezsin başkaları gibi
Hadi aç kapıyı yalnızlık ben geldim
Sen yoksun
Boşuna yağıyor yağmur Birlikte ıslanmayacağız ki...
Boşuna bu nehir Çırpınıp pır pırlanması Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki...
Uzar uzar gider Boşa yorulur yollar Birlikte yürüyemeyeceğiz ki...
Özlemlerde ayrılıklar da boşuna Öyle uzaklardayız Birlikte ağlayamayacağız ki ...
Seviyorum seni boşuna Boşuna yaşıyorum Yaşamı bölüşemeyeceğiz ki ...
 TADEV 
| | | |
| | | | |
Bir Süre Sonra
Bir süre sonra,
Bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki
İnce farkı öğrenirsin,
Ve aşkın yaşlanmak,
Birlikte olmanın da güvende olmak
Anlamına gelmediğini öğrenirsin,
Ve öpücüklerin sözleşme
Ve hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye
Başlarsın,
Ve yenilgileri
Başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın,
Bir çocuğun üzüntüsü ile değil, bir yetişkinin
Zarafeti ile,
Ve her şeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin
Çünkü yarın ile ilgili her şey belirsizdir.
Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu
Öğrenirsin
Eğer fazla maruz kalırsan
Bu yüzden,
Başka birinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yarat
Ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ve göreceksin ki dayanıklısın...
Ve kuvvetlisin,
Ve değerlisin.
Mektup
boş bırak düşlerini ben geleceğim kucağımda yaratmanın sevdaları ve akşamüstlerinde sonlu bekleyişlerin karanlığı tahta pervazlara takılı kalmış çınar gölgelerini kanattığı hiç yaşanmamış Nerime Sultan anılarını dürüp ben geleceğim arnavut kaldırımlarının taşıyamadığı yükümle kendimi yine bir yerinden söküp kırık dökük sevgilerin ut tellerinde tınlayan o veremli yazgısını yine de bir çiçek gibi iliştirip gönlüme o yalnızlığı Bizans'tan kalma İstanbul gecelerinin sokak camlatan yağmurunda kendimi ağır bir yük gibi çeke çeke Emirgan sırtlarından yorgun ve telaşlı biraz daha eskimiş, biraz daha solgun ve biraz daha acılı ben geleceğim dolu da olsa yaşlanmış kucakları sahici ve acıtıcı gözyaşlarını bir mahsup gibi taşıya taşıya acılar defterinde kimselere göstermeden usulca ve çok saklı ben geleceğim bir ticaret kentine
Mavi Gözlerin
Alabora olmuş denizlerdeki, Çırpınan ufuktur, mavi gözlerin. Hayali gönlümde yerin bulurken, Kendisi uzaktır, mavi gözlerin.
Gönül hasretinden yılmış, yorulmuş, Gam ile bulanıp, dertle durulmuş, Ak benize gayet sinsi kurulmuş, Bir derin tuzaktır, mavi gözlerin.
En deli duygular doyup giderken, Gönül ardı sıra uyup giderken, Gün gibi ufuktan kayıp giderken, Gönlüme kızaktır, mavi gözlerin.
Vuslatın koynunda hicran yatıyor, Hasretin derdime acı katıyor, Gönlümde bir soğuk şafak atıyor, Seherde sazaktır, mavi gözlerin.
Tükeneceksin...
Söz veriyorum Sana dair yaşanmış ne varsa Yakıpta gideceğim Benden vazgeçemezsin demiştin ya İçimde kanayan bu yüreğe rağmen Arkamı dönüpte gideceğim.
Belki tükeneceğim Çok koyacak biliyorum Yutkunmakta zorlanacak Akan gözyaşlarıma engel olamayacağım Ama her şeye rağmen Seni unutacağım.
Her gördüğün insanda beni arayacak Öfkelerimi ve sitemlerimi bile özleyeceksin Tenimin kokukusunu his edecek Sende benim gibi ağlayacaksın Bir yanın hep eksik kalacak Kendine kızacaksın Senin gönlünde başka sevdalar Bendeyse fırtınalar Bende bulduğun huzuru Hiç kimsede bulumayacaksın Bir gün gelecek yanlız kalacaksın Şiir okuyan biri olmayacak yanında Ben sana daha çok şiirler yazacağım Öfkemi,sitemimi ve kırgınlığımı anlatacağım Görecek ama dokunalayacaksın Tıpkı benim gibi Yavaş yavaş tükeneceksin Sana söz veriyorum Seni Unutacağım Sana söz veriyorum Kanayan bu yüreğe rağmen Arkamı dönüp gideceğim..........
Sevgi Neydi ¿?
Kişi sevdiğiyle olmak ister!. Sevdiğinin hâliyle hâllenir… Sevgisi kadar, onunla yaşar!. Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için, çoğunlukla, “beğeni” ile “sevgi”yi birbirine karıştırırız. “Beğeni” yanında “sahip olma” arzusuyla açığa çıkar!. Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın… Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!. Kimi, beğendiğini cebine sokar; kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayıp inine sürükler… Sevmek” ise bundan çok farklıdır… Sevince, yalnızca sevdiğin için yaşamak istersin!. Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!… Yakınlık bile uzak gelir sana!… Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!.. Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir, onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez, kulağın ondan başkasını duymaz, elin ondan başkasına uzanmaz olur!. Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.
Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla!. Parasından kopamaz… Mevkiinden kopamaz… Yakınlarından kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz… “Etraf”tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde… Eksiklikler görmeye başlar, yetersizlikler görmeye başlar… Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar… Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!. Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!.. Beğeniyi, sevgi sanmıştır!.. Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!.. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkii-koltuğu için, sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir… Seven ise göze almıştır kopmayı… Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı… Seven, karşılıksız sever!… Beğenen karşılığını ister!. Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar… Ama pervane gibi sevemez!. atamaz kendini ateşe!. Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!. Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! Ve “delillik bu” derler… Beğenme bir tür “hobi”dir!… Bazen ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl, bazen bir kaç ay!.. Sevgi bir ömür boyudur!… Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!.
Sahi Sevgi Neydi?¿ Yıllardır ne zaman izlesem gözlerimi yaşartan filmdir. Selvi Boylum Al Yazmalım. Bir çok güzel repliği ve oyunculuk açısından zirve olan sahnelerine rağmen o son anın büyüsü ve acısı kalbime girmiş bir bıçak gibi içimi cızlatır. :(
Sevgi İyilikti, Dostluktu, Sevgi Emekti
 


Duyguların Ölümü
Önce ellerimiz, Ellerimiz ayrıldı birbirinden Parmak uçlarımızda bir tanımazlık, Binlerce kez dokunduğum ten yok artık. Sonra kaçışan bakışlar, Sonra ayrı uykular, Ayrı uyanmalar, Diz dizeden, sırt sırta dönüş, Bakışlarımız duygu fırtınasını yitirdi. Gülüşlerimiz, Hüzünlerimiz, Yok oldu birer birer. Eş düşlerimiz nerede şimdi? Önceleri sözsüzdük, Gözlerimizle söyleşirdik. Şimdi sesler de yok oldu. Nerede hüzünlere gülüşlerimiz? Umursamadığımız söylemler? Neden bakışamıyoruz artık? Sanki birbirimizi hiç tanımadık. Nerede sevgimizin ikili tekliği ? Şimdi kendi tekliğimizi yaşıyoruz, Yitik bir yaşam gibi!.. Duyguların ölümü sanki!..
  
|